Senaryo İcabı
- September 28th, 2011
- Posted in Sayıklamalar
- By Meriç Eryürek
- Write comment

Enfes bir kardeşimiz var. Adı Yunus, burada zikretmesem olmaz. “Abi yaz bunu,” dedi, yazmasam hiç olmaz.
Yunus kongre organizasyon ve dahi her nevi derde derman olma mesleğiyle iştigal eden güzel bir arkadaş. Lugatında “hayır” lafı yoktur, yorgunluk bilmez. Kongreci taifesi böyledir efendim, mesleki mevzular bunlar.
Her ne hal ise. Bizimki “çakı gibiyim” falan diyor ama, kongreden dönmekte, fevkalade yorulmuş, bitmiş, ayağının tozuyla eve gidecek, valide yemeğiyle az keyif, üstüne bir sıcak çay, vurup kafayı yatacak. Yol boyu hayalini kuruyor “amma özlemiştir evdekiler beni be,” vesaire.Kapıyı çalıyor, açan yok. Fesupanallah. Cebi kolaçan, anahtarı bul, tıkırt, gir içeri. Ev ahalisi salonda televizyon karşısında. Bizimki hafiften çalınıyor “kongreden geldik karşılama yok mu,” gibilerden. Cevap yok. Allah allah…
Yükü atıp salona giriyor ki, pederle valide televizyona kilit vaziyette.
Ekranda ağlak Türk dizilerinden biri, o saatte de esas kızın veyahut oğlanın cenazesi kaldırılmakta. Ev ahalisi gözü yaşlı izliyor, Yunus’a nazar eden yok. Yunus “n’oluyor,” demeye kalmadan imam cemaate sorgu ediyor:
- Merhumu nasıl bilirdiniz?
Cemaat cevap veremeden, bizim dünya tatlısı pederle valide koro halinde imama sesleniyor:
- İyi bilirdik!
“Gittim yattım direkt abi,” dedi bizimki.

No comments yet.